29 Eylül 2011 Perşembe

.

19 Mayıs 2011 Perşembe

Faynıl Fantaaazi

Şimdi efendim bilirsiniz hikayeyi işte Squaresoft batıyormuş Final Fantasy diye oyun yapmış batmamış çıkmış zengin olmuş filan.Mayıs 2011 Edge dergisindeki yazıya paralel olarak bir şeyler karalayacağım,isteyen bulup okuyabilir (nereden bulacağız biz olm diyen olursa bir çözüm buluruz,bana danışın).

Şimdi FF oyunlarını 3 ayrı gruba bölsek yanlış olmaz,ilk 6 oyun klasik capon oyunu,batılılar da oynuyor öğrenmeye çalışıyor bu caponların olayını.Chocobodur,moogledır bunlar ilk olarak bu oyunlarla gözüküyor.Neyse efenim bunlar iki boyutlu ve NES/SNES oyunları,daha video oyunlarının gelişme sürecinde çıkmış oyunlar.İçlerinde güzel olanları tabii var(özellikle FF4 ,ancak uyarayım da Cecil dark knight iken çok abanmayın,bu arkadaş dark side'dan light side(?)'a geçiyor ve level 1 olarak geliyor),emülatörle oynamanızı da tavsiye ederim (bulursanız remake'lerini oynayın da gözünüzü bozmayın) ancak asıl patlamayı yapan oyun FF7 (şuna da bir remake gelse ah ah,Edge'deki elemanlar da bunu demiş benden habersiz hehe).Cloud olsun Sephiroth olsun hatta Vincent olsun hepsi sağlam ve sevilen karakterler,hele Sephiroth video oyun tarihinin en karizmatik antikahramanlarındandır benim gözümde.(Oynamayan oynasın,gerçi ben de bitirmedim o oyunu ama bir ara bitirmek lazım)Sonra en az onun kadar sağlam olduğunu düşündüğüm ama hakettiği ilgiyi göremeyen FF8(sanırım Sephiroth gibi bir anti-hero eksikliği en büyük sorundu,belki savaş sisteminin de etkisi vardı) ve biraz daha zayıf bulduğum FF9 geldi(bu oyundan itibaren pc'ye çıkmıyor,sadece playstation),PS2'ye geçişle FFX ve devamı X-2 geldi.Bunların çoğu ufak tefek değişikliklere rağmen sürükleyici senaryo ve açık dünyaya sahip,detaylı oyunlardı.

Sonra Sakaguchi abimiz bir fantaaaazi daha yapıp bilimkurgu filmi yaptı (galiba Spirits Within'di,şimdi açmaya üşeniyorum wikiyi).Ağır darbe yiyen Square,Enix'le birleşip kendini kurtarabildi.Buradan sonra da Sakaguchi gitti,adamların dini imanı para oldu,online oyun yapalım deyip batırdılar,sonra XII'yi yaptılar,idare eder bit oyundu bu da ama FF Tactics'ten çok fazla esinlenilmişti,git avcılık yap geri dön filan biraz hamallık tarzı işleri vardı,daha da önemlisi artık düşmanın ortalıkta gezmesi ve sizin silahla gezip adamları kesmeniz,yani action-rpg'ye kayan bir çizgi vardı.FF dediğimiz seri Fallout değil ve olamaz da,böyle çabalar boş ama denediler bir şey işte.Bir de ana karakterin Justin Bieber'dan hallice olması,bırakın alpha male olmayı,üçüncü-dördüncü karakter gibi olması işleri iyice garipleştirdi.Mesela FF8'e Zell ile başlasak bu ne saçma iş derdik,onu 12.oyunda deneyerek gördüler.En sonunda PS3'e 13'ü çıkardılar(oynamadım),open world'ü de kaldırıp sıvadılar.14'te yine online gideceklermiş.13'ün yan oyunları (kristal üçlemesi gibi bir geyiği vardı bunun,versus xiii diye bir oyundan bahsediliyordu)da eskiye dönmezse artık herhalde hayır gelmez kolay kolay.en azından 15'te düzeltin şu seriyi be ağalar...

TTNet

Alemin en kral ISS'i TTNet blog servisi açmış.Tişört bilem bastırmışlar bunun tanıtımı için.Acaba kaç TTNet kullanıcısı tercih eder?TTNet,über özgür internet! blogunda yazacaklarını kim okur,kimin umrunda oluru geçtim,ters bir şey yazsan sakata gelme ihtimali çok yüksek.Tabii siz maç yayını yüzünden koca blogspot'u kapatırsanız,ters gelen bir şey yüzünden wordpress'i kapatırsanız,insanlara yazacak yeni bir alan açmanız gerekir,kötünün kötüsünün iyisi babında.

Salsa da blogdan kaçtı sizin yüzünüzden.2 cigahertz işlemcili pc'de kasılıyor açarken.eyvallah...

7 Haziran 2010 Pazartesi

1-1 Mi Oldu?

Evet,Ray Allen ve Rondo'nun şovlarıyla final serisi 1-1'e taşındı.Allen 8 üçlükle(7'si ilk yarıda) iki ayrı rekor kırarken Rondo da TD ile maçı Celtics'e getirdi.Ancak Pierce ve Garnett'in kaybolması pek iyiyi alamet değildi.Garden'a dönünce (en azından Pierce'ın) toparlayacaklarını düşünüyorum.

Lakers'da ise Gasol ve Bynum hakemlerin de katkısı ile totalde 13 blok yapmayı başardılar.Boston uzunlarının toplam 19 faulünün olması da bir sıkıntı olduğunun işareti.Üst paragrafta değinmemiş olsam da Kobe'ye çalınan ucuz düdükler de Lakers'ın momentumu kaybetmesine yol açtı,kısaca hakemler yine "görevlerini" yaptılar.

Sıradaki 3 maç Boston'da ve sonrakiler LA'de,bu nedenle Boston kendini sonuna kadar zorlayacaktır kazanmak için.(Zaten finaldeyiz, şimdi kasmazlarsa ne zaman kasacaklar?)Lakers da 2-1 geriye düşerse canını dişine takacaktır ancak deplasman dereceleri onlara güvenmem için yetersiz.

29 Mayıs 2010 Cumartesi

Rastgele Birşeyler

Rastgele dedim ama NBA yazacağım.Rastgele dememin bir nedeni pek düzgün ve özenli yazmamam olacak.Neyse başlayayım.Her ne kadar bir takım tutmasam da Boston'ın finale çıkması beni epey mutlu etti.Gönül Suns'ın çıkmasını isterdi ama Lakers'ın finalde olacağını düşünüyorum.

Gelelim neden Boston'a sevindiğime.Efendim Shaq döneminde Lakers taraftarıyken(tabi çocuktuk o zamanlar,bir de 3 yaşında Fenerli olup sonra Galatasaraylı olmam var ama ona sonra döneriz)2004'te Detroit'ten yenilen ağır dayak ve Shaq-Kobe sürtüşmesi sonrası gelen takas beni Lakers'dan soğuttu,özellikle de Shaq'ın gitmesi.Bu ne biçim taraftarlık diyeceksiniz,gerçekten ben de bunu diyorum şu an.Düşünüyorum da o zamanki daha çok bir Shaq fanboyluğu.Her neyse,bir de Kobe'yi sevmemem eklenince Anti-Lakers bir hal aldım.Geçen yıl bu önyargılarımı yıktım ama yine de Boston 2008'deki dramatik şampiyonluktan beri bana sempatik geliyor.

Bir dahaki yazıda adam gibi bir şeyler yazmak umuduyla şimdiklik hoşçakalın.

12 Aralık 2009 Cumartesi

Kayıp Atomlar

Übermensch olmak ya da ol(a)mamak,işte bütün mesele bu.